Neden Cumhuriyet Adı Altında Demokrat ve Hür Anlayış Yok?

Tarih önümüzde bize ışık tutarken bizim yaptığımız; tarihten ders almak değil de, “Tarih tekerürüden ibarettir.” cümlesindeki tekerrürün sağlanmasına ön ayak olmak olmamalı. Tarihe bakıldığında ilk olarak insanların gördüğü sürekli olarak tekrar edilen birbirine çok benzer olayları görmektir. Bu tekrar tarihi iyi okuyanların görebileceği bir durumdur. Buraya kadar tarihi iyi bir okuyucunun okuyacağını böylece görebileceğini dile getirdik.

Buradan sonra tarihi iyi okuyan insanın gideceği iki yol var. Biri tarihten ders alıp doğru yolu bulup ilerlemeye çalışmak. Biri de tekerrürden ibaret olan kısmında ısrarcı olarak devam etmek. Burdan da anlaşılacağı üzere her tarihe bakan bunları göremez. Hangi konuda nasıl davranacağını gösteren aklı bir yerden sonra akim kalabilir. Demek ki daha büyük bir akıla ihtiyaç var. Bir insanın görmesi mümkün olmayan durumlarda insanların beraber bakıp görmesi yani bir cemiyet ile düşünülmesi daha uygundur ki o cemiyetin aklı ile görsün. -Tarihten ders almakta o kadar kolay değilmiş değil mi?-

Vakti zamanında Osmanlının son dönemindeki, zamana uymayan yönetim şeklimizin, baskıcı şahıslarla yönetilmeyeceğini anlayan, hürriyete kavuşmak için can atan, kapı kapı gezip hürriyeti, cumhuriyeti, demokrasiyi anlatan bir cemiyet var idi. Bu cemiyet monarşi ile siyasal islam ile daha fazla olmayacağını, meşrutiyet(demokrasi) ve cumhuriyetle olması gerektiğini anlamışlar, bu yolda hayatlarını sürdürmüşlerdi. Dünya çapındaki çatlamaları görmüş tarihten ve hakiketten de dersini alarak bu yolda ilerlemek isteyen cemiyet İstanbul’da farmasonların baskılarından parçalanmıştı. Belli ki birileri hakikati istemiyorlardı. Bu o zaman öyleyken şimdi faklı mı?

Cumhuriyetin kuruluşunda şu zamanımıza, 92 sene sonrasına baktığımızda gördüğümüz resim hiçte cumhuriyete, demokrasiye ve hürriyete benzemiyor. Demekki cumhuriyet adı altında öyle bir düşünce varki bizi kelepçelemiş ilerlememizi demokrasiye kavuşmamızı istemiyor. Siz buna dış mihraklar diyip keser atarsınız ama birde size şunu sorayım; Ya içimizdeyse?

Cumhuriyet-Kayyumiyet

Tabiki de içimizde o zamandan bu zamana iki fikir var ki birbiriyle kıyasıya rekabet içinde. E biri cumhuriyetin esası olan demokrat anlayışsa diğeri nedir? Siz pat söylemeden ben size yavaş yavaş sözleyeyim.

Yakın tarih gösteriyorki demokratik bir hareket karşısında sürekli bir darbe girişimi bulunmakta. Darbeler de gelirken eli boş gelmemekte ve bir anayasayla beraber gelmekte. Her anayasa da ne hikmetse sürekli olarak bir fikri savunmak ve ayakta tutmak için geliyor. İşin garip tarafı kimseye işin burası lanse edilmeyip, aksine askeri darbenin iyi olduğu, yönetimi ele aldığında ekmeğin düzgün dağıtıldığı gibi konular akla geliyor-getirtiliyor. Peki ya hürriyet bunun neresinde? Ekmek var ama hürriyet yok! E ben ne anladım bu işten?!

Eğer sizde “Ekmeksiz yaşarım, Hürriyetsiz yaşayamam!” diyorsanız şunu görmemiz lazım. Darbelerin beraberinde getirdikleri anayasaların temelinde dolayısıyla darbelerde de o fikir var.

Cumhuriyetin temelinde demokrasi var, uygulanması gereken de o.

Fakat her nasılsa uygulanışında Kemalizm var. Buradan sonrası artık çok belirgin. Demekki bu senin benim onun bunun çektiği çile, hepimizin çektiği çilenin altında bu düşünce var.

Peki size sorum:

“Cumhuriyeti kuran Mustafa Kemal ise neden demokrasi ve demokrat anlayış yerine Kemalizmi yerleştirmiş ve neden hala insanlar zarar verdiğini bile bile bu düşüncenin artık anayasanın içinde ve yönetimde olmaması gerektiğini düşünemiyorlar?”

Bir Cevap Yazın