Kardeşler-II

Kız kardeşimden bahsetmişliğim vardır önceki yazılarımda. Bugün ondan öğrendiğim bi iki arapçayla iletişim kurabildiğim için hem şanslı hem mutlu hissediyorum kendimi.

Yeni eve çıkan arkadaşların evlerine ziyarete gitmiştim. Kahvelerini içtikten sonra eve gitmek üzere yola koyuldum. Türk-İş’deki tramvay durağına geldiğimde iki üç çocuğun durağın önünde beklediklerini gördüm. Başta fark edemedim, malum kendi kartımın dolu olup olmadığını, kullanmam gerekse ne kadarının kalacağını bilmek istiyordum. Para yükleme makinasının önüne gittiğimde çocuklar daha çok dikkatimi çektiler. Abileri etrafa bakınıp bişeyler düşünmeye çalışıyordu heralde, Küçük kardeşleri de ben gelince ne yaptığıma bakmaya başladılar. Ben bi yandan kartımı çıkarmak isterken bi yandan abilerinin ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyordum.

Bileti bastığında yanan kırmızı ışık abilerinin yüzüne yansıyıp gece karanlığında yüzünün esmerliğini ortaya çıkarmıştı. Sonra fark ettim ki çocukların biletleri bitmiş. Bende insanlık hali sordum ne oldu bitmiş mi başka paranız var mı alalım şurdan diye. Abileri bana boş boş bakıyordu, anlamıyordu belli ki. Sonradan kareli jetonum düştü bunlar Suriye’den buraya gelen çocuklardan birkaçıydılar. Durumu anlayıp cebimden para çıkarıp gösterdim var mı hiç diye. Çocuk kafasını salladı. Yoktu belli ki. Cebimden paraları çıkarıp bilet alayım istedim yeterli miktar bende de yoktu.

Makinaya yaklaşan birini görüp sordum, var mı şu kadar, çocuklar yolda kalmışlar, toplayıp bilet alalım onlara diye. Adam gayet sert bi tavırla tersleyip müsaade ette önce kendi işimizi halledelim dedi. Bende buyur dedim. İşi bittiğinde gayet gözü olduğu halde göremeyen veya görmek istemeyen biri gibi geçti gitti. Kimsecikler etrafta olmadığı için bende güvenliğe gittim. Durumu anlattım, neden kendi kartınıza yüklemiyorsunuz ki parayı dedi. Mantıklı ama zaten vizesi geçmiş bi kart olduğu için yine aynı miktar gerekiyordu.

Baktım işin içinden çıkılmıyor, ne var ne yok yükledim. Güvenlik çocukların geçmesini İstemiyor besbelli bastım art arda iki üç defa. Kartta para bitince kırmızı ışık yandı tabi yine. Artık güvenliğe dönüp kızmaya başlayacaktım vazgeçtim, çözüm değil sonuçta yaygara çıkarmak. Bakın kalmadı bende de bırakalım geçsin çocuklar, zaten biri büyük diğerleri küçük dedim. Güvenlik sordu siz olmasanız kim geçirecekti onlara diye, gözlerinin içine bakıp Allah başka birini gönderirdi dedim. Kadın da şaşırdı kaldı bişey diyemedi.

Çocuklarla durağa geçip iki bank arasında durduk. Çevredekiler çocukları izlerken fark ettiğim diğer olaysa duraktakilerin bizi içeriden izlediğiydi. Velhasıl çucuklarla iletişim kurabilmeye nerey gideceklerini sormaya çalışıyordum. Çabalamam sırasında kız kardeşimden öğrendiğim bi cümle geldi aklıma ismüke diye telaffuzu var, anlamı ismin ne. Çocuk şaşırdı neşelendi hafiften, Ömermiş adı büyüğün, duygulandım, benimde adım Ömer dedim. Tramvay geldiğinde rahattılar artık çocuklar. Bindiğimizde ayakta duruyorlardı boş bir yer gösterip oturun gibisinden işaret ettim. Sonra ayrıldım onlardan.

Görüyoruz ki onların yurtları alt üst oldu geldiler buraya. Kimisi ailesini kimisi kardeşlerini alıp geldiler. Belli ki dayanamadılar oradaki zulme. Bizim halkımız bunu göreceğine savaştan kaçanları görüyor.

Her neyse diyeceğim o ki büyük yaştakilere yardım etmiyorsunuz bari çocuklara yardım edin. Ellerinden tutmaya onları hayata, hayatla mücadeleye bağlayın elinizden geldiğince. Çocuk lan onlar!

Bir Cevap Yazın