Kardeşler-I

Ramazanın adetlerindendir; büyüklere ziyaretler gerçekleştirilip beraber iftar edilir. Bende anneanneme gideyim demiştim. Kayseri’ye geleli üç gün olması geç bile kaldığımın göstergesi aslında. Velhasıl iftar vaktinden biraz sonra biz balkonda yemeği bitirip tatlıya geçtiğimiz sırada binadan biri çıktı. Ben uzun zamandır gelemediğim için üç katlı küçük binamızdan biri zannedip, “Acelesi var, bir yere yetişecek herhalde.” demiştim. Havada karardığı için pekte belli olmuyordu kimin olduğu.

Merakımı bir kenara koyup yemek üstü çayımı içerken aşağı birinci kattan bir bağırmalar bir çağırmalar… Anneannemin binasındakiler on-on beş senelik komşu olduklarından muhabbetleri dahi bağırarak olurdu. Huyum olmadığı için kulak kabartmadım bende. Biz balkondaki soframızı toplarken konuşmalar kapı önlerinden binanın dışına, balkonlara taşmıştı. Daha sonra öğrendik ki birinci kattaki komşuların çift çift ayakkabıları çalınmış. Bizim gördüğümüz eleman tüm sokağı soyup soğana çevirmiş.

Dışarıda konuşmalar devam ederken Ali İhsan amca polisi aramış. Çok geçmeden polis de geldi. Binadan çıkan kişiyi balkondan gördüğüm için aşağı inip polislere eşkâli anlattım. Polislerle olan hararetli tartışma devam ederken polislerden birinin ağzından kaçırdığı kelimeler bende şok etkisi yaptı.

Anlam vermek güç değildi fakat bu konuyu hiç bu şekilde düşünmemiştim. Aklıma gelmemişti. Onları sınırlarımızdan geçirirken, bir hayattan kurtarıp diğerine sürüklediğimizi hatta ve hatta sonuçların bu şekilde olacağını bilmiyorduk.

“… Suriyeliler!…”

 

Bir Cevap Yazın