Ne Çektik Be!!

Ne çekmedik ki!

Samsun’dan Kayseri’ye gelişimizde pek ahım şahım oldu.  Daha ilk gününden bu kadar fazla meşgul olmamı bende zannetmiyordum. Zaten gelir gelmez stajyer olarak Boyteks A.Ş. de başladık işimize.

Boyteks Boydak Holding’in olduğu için beklentilerim fazlaydı. Boydak Holding dünyada ve Türkiye’de adını doyurmuş bir kuruluş olduğu için bu beklentilerimin normal olduğunu düşünüyorum. Beklentilerimi karşılayamadı koca şirket. Bende kendim debelenmeye başladım. Benim açımdan öğrenmek için işin içine girmek gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzden de debelenmeye başladım ve şimdi de mühendislerle çalışmaya başladım.

Her ne kadar atölye işlerini geçen seneden öğrendiğim için bu sene pek değinmeden mühendislerin bana daha faydalı olduğunu düşünüp onların yanı gittim. Onlarda kabul ettiler. Oda da bana yer ayırıp ödev vermeye başladılar. Hesap işlerinden tutunda çizim işine kadar hepsini yapmaya başladım. Bir şeyler öğrenmeye de başladığımı düşünüyorum. İki haftayı bitirip üçüncü haftamıza başladık staj da. Umarım faydası olur. Mühendisler ilgili fakat yoğunlar. Özelde işler bu kadar yoğunsa tercihlerimde farklılık yapmaya başlamam lazım sanırım.
Ramazan ayının bereketli olduğu öğretildi bize. Bir hayli bereketli de oluyor yani. Hiç durmadan, tüm günüm dışarıda geçiyor. Sabah 7 de evden çıkıp, akşam 11:30 civarı eve geliyorum. 12’de yattım desem 5-6 saat anca uyuyabiliyorum. Birde çalıştığımız yerde karın tokluğuna da çalışmıyoruz aç aç gidip geliyoruz. Kayseriliye yakışmayan bir durum ama yapacak bir şey yok. 🙂

Tarih ve Tekerrür
Hartmann Schedel’in 1493 tarihli kitabında Amazon Savaşçısı tasviri.

Gezi Parkı olaylarına ise hiç değinmiyorum artık. Sağolsunlar suyunu çıkarmayı başardılar. Neydik ne olduk desem mi demesem mi bilmiyorum. Şu pazartesi günüyle beraber 1.5 ay oldu. Kimse bir adım öteye gidemedi. Kimisi g*t kılı oldu. Kimisi çapulcu oldu. Kimiside daha tam olgunlaşmamış düşüncelerini paylaştığı için etiketlendi. Ortalık uşağı oldu.

Biz derdik ki hep demokrasi olsun. Refah içinde herkes kendi kimliğiyle yaşasın. Baştakiler de demokrat olsun. En azından misyonunu taşısın. Ama gel gelelim ki ne bizim devletimizde ne de milletimiz de -belkide cahilliktendir- bu mesele pek tutmuyor.

Demokrasinin temeli Yasama-Yürütme-Yargı değil midir?!

Evet.

Peki hem devlet hem millet olarak biz ne yapıyoruz???

Çok güzel  şeyler yaptığımız kesin :)) Biz de sadece Yargı var. Bizim en iyi yaptığımız iş bu. Yasama ve Yürütmeyi atlıyoruz. İnsanları ve durumları sadece at gözlüğüyle görüp yargılıyoruz. Bunu kendime de diyorum. Düzeldim gerçi eskisi gibi veya 2 ay öncesi gibi de değilim. Sizden de isteğim değişime inanın. Her ne kadar televizyon izleseniz de medyanın yandaş olduğunu artık biliyorsunuzdur. İç-dış medya hiç fark etmez. Dikkat edin yazdıklarınıza. Ben yazdıklarım için şimdi burada her gördüğüme açıklama yapmaya çalışıyorum. En yakın arkadaşımdan akrabalarıma kadar bu açıklamalar uzadı gitti.

Neyse lafı uzatmaya gerek yok. Ben her ne kadar düşünün, iki taraflı bakın, tarihe bakın desem de sanırım bu 1.5 aydan sonra kimse fikri bir değişikliğe gitmez. Tarih gösteriyor zaten, boşuna tekerrürden* ibaret dememişler tarihe.

*Tekerrür: Tekrar etmek.

Bir Cevap Yazın