Sıra Kimde?!

24. günü bugün taksimin.
Aslında saymaya gerek yok artık günleri…
Bu bir direnişti.
Neye karşıydı bu direniş? Neydi bu direniş?

Ben bu soruya cevap vermeyeceğim. Bu sorunun cevabını sizin bulmanız lazım. Kendini benim yerime koyarak veya başkasının yerine koyarak değil, bir insan olarak. Belki bu anlatacağım örnekteki gibi bakabilirseniz anca anlayabilirsiniz ve görebilirsiniz.

Gelelim hikaye kısmımıza:

Bir ev düşünün. Burası sizin eviniz. İki katlı bir ev. Bir hayli odası ve penceresi var. Tamda yüksek bir dağın tepesinde. Bu ev sizin doğduğunuzdan beri yaşadığınız bir ev. Duvarları, kapıları, merdivenleri ve pencereleri anılar ve hayallerle dolu.

Bir gün evin etrafı sessiz sakinken birden sesler işitiyorsunuz dışarıdan. Merak edip en yakın pencereden dışarı bakıyorsunuz. Bir de ne göresiniz dışarısı karışmış. Sizde pencerenizden olan biteni anlamaya çalışıyorsunuz. Başta anlayacak gibi oluyorsunuz fakat tam olarak neler olduğunu daha iyi anlamak için bir başka pencereye gidiyorsunuz. Bu pencereden bakarken ise diğer pencereden baktığınızdaki olaylardan daha farklı olaylar olduğunu görüyorsunuz. Bu durumu fark eder etmez evin her penceresinden bakıp, o pencereden olayları kavraya bildiğinizce yorum yapmaya başlıyorsunuz. Har vurup harman savuruyorsunuz.

Artık pencerelerden bakıp yorulduğunuzda; dışarıda neler olduğunu, her pencereden dışarıdaki olayların farklı göründüğünü, her seferinde de bir yorum yaptığınızı hatta bazen bir pencereden daha fazla baktığınızı fark edip afallıyorsunuz.

Biri gelip zilinize basıyor. Aşağı inip kapı deliğinden bakıyorsunuz. Küçük boylu, gözlüklü, ilk bakışta bile kale alınmayacak birisi gibi görünüyor. “Belki olayları anlatır.” diye düşünerek, kapıyı aralayıp onu dinlemeye başlıyorsunuz.

-Herkes gibi sizde şaşırmışa benziyorsunuz. Olaylar sanki birbiriyle bağlantılı gibi gözüküyor öyle değil mi? Ama sizin aklınızı karıştıran şeyi biliyorum ben. Şu pencere meselesi…

Bu her kimse sizin hakkınızda bir şeyler biliyor galiba. Baksanıza hem sizin yaşadıklarınızı biliyor birde herkes gibi aynı şeyleri yaşadığınızı söylüyor. Ya saçmalıyor ya da bir şeyleri biliyor. Sizde konuşmasını bitirene kadar dinleyeyim bari diyorsunuz.

-Hemen konuya giriyorum. Her farklı pencereden baktığınızda aynı zannettiğiniz olaylar farklı gözüküyor bunun nedeni de her bir pencerede farklı bir düşünce yapınızın olması. Bu yapıyı oluşturan şeyler ise basitçe: anılarınız, hayalleriniz, inançlarınız, takıntılarınız, bildikleriniz, öğrendikleriniz, hakkında düşündüğünüz, kanıya vardığınız veya varamadığınız şeyler. Her farklı pencereye geçtiğinizde olayları o pencerede hangi düşünce yapınıza sahipseniz hangi anılarınız varsa  ona göre değerlendirip, kanıya varıp, yorum yapıyorsunuz. Bir süre sonra pencerelerden uzaklaşıyor ve koltuğunuza oturup neler olduğunu anlamaya çalışıyorsunuz. Yerinizde duramayıp hangi pencereniz-yani düşünceniz- ağır basıyorsa olayları sadece oradan görmeye başlıyorsunuz. Bir yerde yanlış bir şeyler yaptığınızı biliyorsunuz ama pencerenizden de ayrılmıyorsunuz.

-Şimdi gelelim bu işin içinden nasıl çıkacağınıza. Gelin beraber çatıya çıkalım. Hiç bir anınızın olmadığı çatınıza çıkıp etrafa bir bakalım. Olanları beraber izleyelim ve düşünelim. Bende size yardım etmiş olayım.

Bu kişi nasıl oluyor da biliyorsa çatınıza çıkmadığınızı, bir umutta olsa içinizde, sırf bu karmaşık durumdan kurtulmak için çıkıyorsunuz onunla çatıya.

-Bu çatıda sizin hiç bir anınız veya düşünceniz yok çünkü pencerelerden kurtulup gökyüzünü pürüzsüz izlemeyi hiç istemediniz. Sanki pencereler size kafi geliyormuş gibi… Neyse işte görüyorsunuz ki o pencerelerden gördüğünüz şeyler sizin düşünce yapınızla kısıtladığınız şeyler. Bakın aslında hepsi sadece bir olay. Siz bu çatıda sadece insansınız. Her tarafı eşit uzaklıkta görüyorsunuz. Bakın ve görün her insan neler yapıyor.

-Ben size bir örnek olarak kendimi de anlatayım. Belki yardımcı olur düşünebilmenize. Ben evimin her penceresinden hızlıca bakıp çatıma çıkar ve demokratik bir şekilde yargımı ortaya koyarım.

-Sırf bu yüzden tepki alırım belki ama ben insanım.

-Ben sizi buraya kadar getirdim buradan sonrası sizin.

 

Ve hikaye biter…

Sıra sizdeymiş demek ki!

 

Not: Haksızlığa ve zulme boyun eğmem. Bana tepki gösterenler de inşallah bir gün hidayete ulaşırlar.

Bir Cevap Yazın